ARAUCARIA : SALON ÇAMININ BAKIMI ve YETİŞTİRİLMESİYLE İLGİLİ BİLGİLER

Saygıdeğer Okuyucularım;

Bu yazımda sizlerle salonlarımıza değişik bir güzellik veren ARAUCARIA salon çamıyla ilgili önemli ve faydalı bilgileri paylaşacağım.

Çam türlerinden olan ARAUCARIA, salon çamını ağaç saksı içine dikip salonlarımızın ışık alan uygun yerine koyduğumuz zaman çok değişik bir güzellik meydana gelecektir. Fazla soğuk olmayan bölgelerde çamımızı bahçemize de dikebiliriz. Salon çamı, her sene bir kat vermektedir. Bu katlara göre çamımızın kaç yaşında olduğunu anlarız.

Toprak isteği; yaprak çürüntüsü, dere mili ve funda toprağından meydana gelen üçlü karışımdır. Kışın durduğu yerin sıcaklığı, 8-10 dereceden aşağıya düşürülmemelidir. Saksı toprağı çok ıslak veya çok kuru olmamalıdır. Normal bir şekilde nemli olması yeterlidir. Üstünde tozlanma olduğu zaman su püskürterek tozlarını yıkatırız. Böylece hem bitkimiz daha sağlıklı olacaktır, hem de görünümü güzelleşecektir. Saksı toprağının üzerine her sene yeni gıdalı toprak koyarak ilave koyarsak; beslenmesi daha güzel, 3-4 senede bir saksı toprağını çamın kökünü dağıtmadan değiştirip dikmemiz daha faydalı olacaktır. Ancak çamımızı dikerken yine eski seviyesinde dikmeliyiz. Eğer derin dikersek, sağlığında bozulma olabilir. Bu duruma özellikle dikkat etmeliyiz.

Salon çamını, çoğaltmak istediğimizde tepe çeliği ve en genç yan dallarından çelik alarak çoğaltabiliriz. Çelikleme işini Temmuz ve Ağustos Ayları’nda yapmalıyız. Ufak saksılar içine diktiğimiz çelikleri, sıcak bir ortama koyarak devamlı nemli tutmamız gerekmektedir. Ayrıca üstlerini örterek alacalı şekilde gölgelendirmeliyiz. Burada köklenen çam çeliklerini daha büyük saksılara dikerek büyümelerini temin ederiz. Çamımızda zamanla beyaz pamuklu şekilde bitlenme olabilir. Bu durumda eğer az şekilde bitlenme varsa, elimizle imha ederek temizleriz. Fazla miktarda olduğu zaman bit öldürücü ilaçlardan birini alarak, ilaçlı mücadele yapmak suretiyle çamımızı sağlığına kovuştururuz.

Bir başka konu ve yazımda buluşmak üzere…

Saygılarımla,

İbrahim Tınaztepe