HIYAR (CUCUMİS SATİVUS)

Saygıdeğer Okuyucularım;

Halkımızın salatalık olarak da bildiği hıyarın vatanı, Doğu Hindistan olarak kabul edilmektedir. Memleketimizin eski sebzelerinden biridir. Günümüzde hıyar, bahçelerde yetiştirildiği gibi seralarda da bolca yetiştirilmektedir. Hıyarın birçok yerli ve yabancı çeşitleri bulunmaktadır. Bazı çeşitler, taze olarak; bazı çeşitler, turşu olarak bol bol tüketilir. Hıyar çeşitlerinin en bilinenlerinin başında; İstanbul – Maltepe hıyarı, Çengelköy hıyarı, Langa hıyarı, Rus hıyarı, kornişon hıyarı gibi çeşitler gelmektedir. Bunlardan başka, daha birçok hıyar çeşitleri geliştirilmiştir.

  • İstanbul – Maltepe hıyarı, boyları yirmi veya yirmi beş santim uzunlukta; lezzetli ve makbul bir çeşittir.
  • Çengelköy hıyarı, bahçelerde ve tarlalarda yetiştirilebilen erkenci makbul bir çeşittir.
  • Langa hıyarı, boyları otuz veya kırk santim kadar uzunlukta; kabuğunun rengi koyu yeşil, eti gevrek ve lezzetli, çekirdeği az bir çeşittir.
  • Rus hıyarı; üzeri çizgili, koyu yeşil renkte, küçük, uzun, oval şekilde verimli bir çeşittir. Bu çeşit, turşu yapmaya çok elverişlidir.
  • Kornişon hıyarı; Fransa’dan gelme küçük meyveli, nefis turşuluk bir çeşittir.

Hıyarın iklim ve toprağı tıpkı kabak gibi sıcak ve ılık iklimlerden hoşlanan bir sebzedir. Soğuklardan çok korkar; kabağın iyi yetiştiği ve sevdiği topraklarda hıyar da iyi yetişir. Hıyarlar, dikilip beş veya altı yapraklı olduğu zaman kol vermeye başlarlar. Bu esnada çepin ile gayet dikkatli bir şekilde toprak kabartılarak köklerin boğazları biraz doldurulur. Çapalama sırasında bitkinin köküne zarar verilmemesine dikkat edilmelidir.

Her ocakta, en sağlıklı iki bitki bırakılmalıdır. Ayrıca hıyar fideleri, beş veya altı yapraklı oldukları zaman bunların uçları, “doruk alma” denilen bir nevi budamaya tabi tutulur. Kol atan bitkilerin kolları, masuraların (tahta, karton ya da plastikten yapılan üzerine şerit, iplik vb. sarılan koni ya da silindir biçiminde nesne) sağ ve sol kısımlarına yayılır. Hıyarlarda ilk mahsul görülünceye kadar suyu az verilmelidir; çünkü başlangıçta çok su verilirse çiçek silker, mahsul tutmaz ve dallar kuvvete kaçar. Fakat; mahsul bağladıktan sonra hıyarı asla susuz bırakmamalıdır. Susuz kalan hıyarların meyveleri acılaşır.

Hıyarları toplarken dallarına ayakla basılmamalıdır. Dalları çiğnenen hıyarlarda da acılık görülmektedir. Su verilmeye başlandıktan sonra bir veya iki defa ıslatılmış koyun gübresinden şerbet verilirse iyi mahsul alınır. Turşuluk hıyarlar küçük iken uzun ve iri meyveli olanlar tabii büyüklüklerini aldıkları zaman hasat edilir. Hıyarların içinde yabani otların büyümelerine de izin verilmemeli; çapalama yaparak temizlenmelidir.

Bir başka konu ve yazımda buluşmak üzere…

Saygılarımla, İbrahim Tınaztepe